
Uluslararası akademik dergilerde yayımlanmak isteyen araştırmacılar için dil kalitesi, yalnızca gramer doğruluğu anlamına gelmez. Özellikle SCI ve SSCI indeksli dergiler, makaleleri değerlendirirken metnin doğallığını, akademik akıcılığını ve ana dili İngilizce olan bir yazar tarafından yazılmış izlenimi verip vermediğini dikkate alır. Bu noktada native speaker editing, yayın sürecinde belirleyici bir rol oynar.
Native speaker editing, akademik bir metnin ana dili İngilizce olan ve akademik yayın deneyimine sahip bir editör tarafından düzenlenmesidir. Bu süreçte editör yalnızca yazım ve dil bilgisi hatalarını düzeltmez; aynı zamanda cümle yapısını, kelime seçimlerini ve metnin genel akışını akademik İngilizce normlarına uygun hâle getirir. Amaç, metnin “çeviri olduğu hissini” ortadan kaldırmaktır.
Ana dili İngilizce olmayan yazarlar tarafından hazırlanan metinlerde en sık karşılaşılan sorunlardan biri, gramer olarak doğru ancak doğal olmayan cümle yapılarıdır. Bu tür metinler ilk bakışta hatasız gibi görünse de, hakemler ve editörler tarafından kolaylıkla fark edilir. Özellikle bağlaç kullanımı, fiil zamanları, edilgen yapıların aşırı kullanımı ve tekrar eden ifade kalıpları, metnin akıcılığını olumsuz etkiler. Native speaker editörler, bu tür yapay anlatımları doğal akademik dile dönüştürme konusunda kritik bir katkı sağlar.
Hakem raporlarında sıkça karşılaşılan “language needs improvement” veya “English should be revised by a native speaker” gibi ifadeler, genellikle native editing eksikliğine işaret eder. Bu tür geri dönüşler, makalenin içeriği güçlü olsa bile yayın sürecinin uzamasına ve ek revizyon taleplerine yol açar. Native speaker editing uygulanmış metinlerde ise bu risk önemli ölçüde azalır.
Native editing süreci, proofreading ile karıştırılmamalıdır. Proofreading daha çok yazım, noktalama ve küçük dil hatalarına odaklanırken; native speaker editing metnin bütünsel kalitesini ele alır. Cümlelerin daha net, daha akıcı ve akademik beklentilere daha uygun hâle gelmesini sağlar. Bu nedenle özellikle Q1 ve Q2 dergiler hedefleniyorsa, native editing çoğu zaman bir “lüks” değil, zorunlu bir aşama hâline gelir.
Sonuç olarak, native speaker editing; makalenin bilimsel içeriğini değiştirmeden, dilini ve üslubunu uluslararası yayın standartlarına taşır. Bu süreç, hakemlerin dikkatini dağıtan dil sorunlarını ortadan kaldırarak çalışmanın bilimsel katkısının daha net görünmesini sağlar.
Makalenizin dili gramer açısından doğru olsa bile, native speaker editing ile daha akıcı ve yayın diline uygun hâle getirilebilir.
Makaleceviri.com üzerinden ileteceğiniz çalışmalar için ücretsiz ön dil değerlendirmesi yapıyor ve native editing gerekip gerekmediği konusunda sizi şeffaf biçimde bilgilendiriyoruz.
👉 Sitemizdeki formu doldurarak makalenizi yükleyin,
👉 Hakemlerin dil yerine içeriğe odaklanmasını sağlayalım.
